KİTAPLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİTAPLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2021 Çarşamba

Cellatlar Kahvesi Okuyucu Yorumları

Erol Çelik 
Cellatlar Kahvesi 

Okuyucu Yorumları

Korkunç bir hayal gücü
Çok fazla karakterin, çok fazla hayatın yaşadığı bir öykü. Keşke devamı olsa...  
idefix.com

Aklım Karıştı
Kitabı okurken, çok daha fazla gerilim bekliyordum ama uykumda cellatlarla er meydanında kılıç salladığımı görünce etkilendiğimi kabul ettim...Bravo.
dr.com.tr

Film Gibi
İnsan cellatların tarafını tutarmı. 
Özellikle Çatal ağayla kahve içmek isterdim. Anlat baba, neler yaşadın diye sormak isterdim.
bkmkitap.com

www.erolcelik.net

#edebiyat #kitapkurdu #book #erolcelikkitap #sanat #kitapayracı #kitapagaci #okudumbitti #dergi #istanbul #turkey #kahve #kitaptavsiyesi #kültür #okuyorum #kitapsever #oku #gerilim #kitap #erolcelik #cellatlarkahvesi #roman #yeni #yenikitap

23 Ağustos 2020 Pazar

Bu kitap neden okunmalı? (Cellatlar Kahvesi)

 





Bu kitap neden okunmalı?

Çünkü bu kitapta; uğruna bir Osmanlı paşasını öldürecek kadar büyük bir aşk hikayesi var.

Çünkü bu kitapta; babalarının kaderini yaşamak zorunda kalan cellatların öyküsü var.

Çünkü bu kitapta; her insanın kalbindeki kötükük var.

Çünkü bu kitapta; gerilim, şiddet, merhamet, kader, öfke ve aşk var.

Çünkü bu kitabı okumalısınız...

Cellatlar Kahvesi
Erol Çelik
Cadı Yayınları

Satın Almak İçin



#erolcelik #cellatlarkahvesi #kitap #roman #gerilim

14 Mart 2019 Perşembe

Bir Osmanlı gerilim romanı. Erol Çelik’ten Cellatlar Kahvesi




Erol Çelik
Cellatlar Kahvesi

          Cellatlar Kahvesi, dramatik yapıya sahip, tarihi bir gerilim romanıdır.

          Öykü, oğullarının gözü önünde, Onur Savaşı'nda birbirlerini öldürmek için dövüşen iki cellatbaşının mücadelesiyle başlar. Onur Savaşı, her cellat için kutsaldır. Makamlarını onurlarıyla tohumlarına bırakabilmenin tek yoludur.
          Oğulları, babalarının ölümünü seyretmelidirler ki, Cellatlar Kahvesi'nin kurallarını hamurlarına ekleyebilsinler. Bilsinler ki, bir cellatbaşını ancak başka bir cellatbaşı öldürebilir.

          Kurgu, üç farklı zamanda işler.
          Birincisi; oğullarının gözü önünde savaşan cellatbaşlarının, bu savaşa gelinceye kadar yaşadıkları süreç.
          İkincisi; babalarının ölümünü izleyen oğulların, küçük yaştan itibaren cellat olma mücadeleleri.
          Üçüncüsü; cellat atalarının ahlaki serüveni.

          Cellatlar Kahvesi; sarayın dışında yaşayan zenginlere, soylulara ve komutanlara hizmet eden, bostancıbaşı himayesindeki cellatların toplandığı, saraydan bağımsız, tamamen kurmaca bir kahvehanedir.

Bir Osmanlı gerilim romanı
Erol Çelik Cellatlar Kahvesi
          Kan ve günahla yıkanmış gururları için ölmeye hazır cellatların yaşadığı bu mekânın, ağır kuralları vardır. Bu kurallara ne bostancıbaşı, ne de padişah karışabilir. Onlar öldürmeyi meslek edinmiş, kendi ahlak değerlerine sahip günahkârlardır.

          Bu kurallara biri dokunacak olursa, vay haline!

          Cellatlar Kahvesi'nde yaşananların dışında, ucu cellatlara dayanan yan öyküler vardır.
          Oğlunun kanatlarında uçan, Mavi Gözlü Cellatbaşı Çatal Ağa.
          Babası Kızıl Ağa gibi olmak istemeyen Cellatbaşı Asır Ağa.
          Başkasının suyunu kirleten, Aslan Ağa.
          Babasının kaderine boyun eğen, Kara Ağa.
          Dünyalar güzeli Afife. Boyu devrilesi Bostancıbaşı Ali Paşa. Sokullu Mehmet Paşa. Günahsız Devşirme Karısını öldüren Kör. Uğrunda adam öldürülen, Ermeni Dansöz. Taş meyhanenin sahibi, Arap'ın kızı Efsun.
          Günahkâr bedenleriyle dereyi kirletenleri cezalandıran Çay Ninesi.
          Keke Murat. Ölmek için celladına yalvaran Yusuf. 

          "Oysa baban sana anlatmıştı bu saatte suya girmemen ve suyu kirletmemen gerektiğini lakin sen onu dinlemedin, o pis kanla, tertemiz suyumuzu kirlettin."
           
          "Kim, celladını karşılarken bu kadar mutlu olurdu ki?"


Erol Çelik
Cellatlar Kahvesi
Cellatlar Kahvesi
Arka kapak


29 Ağustos 2017 Salı

Cellatlar Kahvesi - Erol Çelik


Cellatlar Kahvesi

Erol Çelik'in yayına hazırlanan 5. kitabıdır.

Daha önce,
Heyula
Satranç Ve Şövalye
19 Numaralı Koltuk
kitaplarını yayımlayan yazar, yeni kitabında, Osmanlı'nın saray dışındaki cellatlarına uzanıyor.





Tanıdık bir ses geliyordu dışarıdan, ağlaşmalar, feryatlar, dualar eşliğinde. 
"Cellatlar Kahvesi"

Kızıl, “sıkı tutun!” diye bağırdı ve koşarak Cellatlar Kahvesine girdi.
"Cellatlar Kahvesi"

Gecenin kalbi de karadır, intikamı da. 
"Cellatlar Kahvesi"

Elbette dili kuruyuncaya kadar babasına dua etmeliydi. 
"Cellatlar Kahvesi"

Konstantinopolis’in sırma saraylarının dışında, bambaşka bir dünya yaşanmaya başladı 
"Cellatlar Kahvesi"

Artık sadece günahlarıyla değil, gölgeleriyle de ölmek zorundaydı. 
"Cellatlar Kahvesi"

4 Mart 2014 Salı

Bu yüzden, hiç deniz olmayan bir yerde, deniz feneri öyküsüne inanırsın. (Erol Çelik - Ağlatan)


Bu yüzden, hiç deniz olmayan bir yerde, deniz feneri öyküsüne inanırsın.
(Erol Çelik - Ağlatan)

Radikal – Kitap Eki 28 Şubat 2014

Erol Çelik, fantastik bir dünyada geçen 'Ağlatan'da, dev bir avcının elindeki fenerle aydınlanan bir köyde yaşananları anlatıyor. Bir gerçeğin izini süren romanın baş kahramanı gazeteci, günün birinde, çorak topraklar arasında yemyeşil bir köye ulaşır. Genç adam burada, hayallerindeki kadınlardan da güzel bir kadınla karşılaşır. Bu karşılaşma, tutkulu bir aşka dönüşmekte gecikmez. Fakat daha sonra yaşananlar, köyün göründüğü gibi olmadığını gösterir. Burası, dev bir avcının feneriyle aydınlandığı gibi, ayyaş yerlileri, deniz fenerine mahkum yaşlı kadını ve ağlamaya bir tedavi yöntemi olarak başvurulmasıyla oldukça gariptir.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Erol Çelik - Ağlatan (Her şey gerçek olmasını istediğin şeyle ilgilidir.)




Türk gerilim yazarı Erol Çelik’in 4. Kitabı Ağlatan, raflarda.

Çorak toprakların ortasında yemyeşil bir köy. Etrafında hiç deniz bulunmayan ama deniz feneri bulunan bir köy. Ağlayarak tedavi olan köylüler. Deniz fenerine mahkum yaşlı bir kadın. Karakterleri birbirlerinden çok farklı bir sürü ayyaş. Topal bir hancı. Asla sönmemesi gereken ışık. Ruhları kararmış adamlar. Yolu yanlışlıkla bu köye düşen bir gazeteci. Gerçekleri öğrenmek isterken, gerçek olmasını istediği olaylara sürüklenen bir gazeteci. Genç bir kızın kaderinde yaşamak isteyen ama gerçeği kaybeden bir gazeteci.

Erol Çelik yeni kitabında, gerçek olmasını istediğiniz şeylerin arasında dolaşıyor.

Türk gerilim yazarı Erol Çelik’ten, Ağlatan.

Ağlatan Tanıtım Filmi:




erolcelikinfo@gmail.com



.

24 Ağustos 2012 Cuma

"Heyula" Erol Çelik kitap tanıtımı (Book trailer)

2007 yılında yayınladığım "HEYULA" isimli kitabımın tanıtım videosunu hazırladık.

Detaylar: Erol Çelik


Yöneten: Erol Çelik
Müzik: Koray Başaran
Efektler: Ali Argun
Oyuncular: Deniz Çelik, Orçun Yangın, Meral Akyıldız, Mehtap Çelik, Can Yılmaz, Mehmet Akyıldız

Filmi buradan izleyebilirsiniz.







.

3 Ocak 2012 Salı

Erol Çelik Öykücülüğü


Gölge
Gölge e-Dergi, Ocak 2012, 52. sayısında yayınlanan 19 Numaralı Koltuk tanıtımı için, tüm Gölge ekibine sonsuz teşekkür ederim.

Gölge e-Dergi için kendi öykücülüğümü kaleme aldım. 

Erol Çelik Öykücülüğü

“Ne oldu, gerçekler size çok mu basit geldi?”
Ben, öykücülüğümü bu cümleyle özetleyebilirim. Hem sert bir cümle, hem
sorgulayan bir cümle, hem de anlamı sarsıcı bir cümle.
Peşinden koştuğumuz hayat ve ya yaşamak zorunda kaldığımız hayat arasında bir
solukluk fark var aslında ama bu basit gerçeği anlamak bile insana o kadar ağır geliyor
ki, yaşantılarını çekilmez hale getiriyorlar. Ben tam bu noktadaki geçişleri yakalamaya
çalışıyorum. İnsanların bocaladığı, kontrolünü kaybettiği ve cinnet geçirdiği anı. Gerçi
son kitabım “19 Numaralı Koltuk” da başka tatlar da     aramadım değil. Sadece insanları
korkutmak veya germekten başka, okuyucuyu baskı altında tutma girişimlerim oldu.

Burada ki amaç, eğer başarabilirsem, okuyucuyu öyküler bittikten sonra da germek.
Belki akıllarda şu soruyu bırakırsam hedefime ulaşmış olurum: acaba gerçekten böyle
bir şey olursa? Bunu bu kitapta tam anlamıyla başaramasam da ileride bu etki peşinde
koşturacağım.

Son birkaç yıldır yazdığım öykülerden birkaçını senaryo haline getirdim. Daha
sonra bu senaryolarda kısa filmler çektik. Sonra arkama baktığımda 7 tane kısa film 3 tane
öykü kitabı olduğunu gördüm. Bu iki öğenin birbirini beslediğini rahatlıkla söyleyebilirim.
İyi bir film çekmenin iyi bir senaryoyla başladığını, iyi bir senaryo için sağlam bir öyküye
ihtiyaç olduğunu öğrendim.
Sonuçta gerçeklerin basit olduğunu, öğrenmenin sonsuz olduğunu kabul etmeye
başladığım an, kendimi geliştirmeye ve daha fazla ürünler vermeye çabalayacağım.
19 Numaralı Koltuk, diğer kitaplarım, kısa filmlerim ve kendim hakkında daha
fazla bilgi için www.erolcelik.net sitemi ziyaret edebilirsiniz.



Teşekkür ederim.

Erol Çelik




 











Gölge e-dergisinin tüm sayılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.

                                          http://golgedergi.blogspot.com/

                                           Ayrıca 52. sayıyı okuyabileceğiniz link

                                             Gölge e-Dergi 52. Sayı




















www.erolcelik.net

erolcelikinfo@gmail.com


1 Ocak 2012 Pazar

Edebiyatta fragman olur mu?

     Bu soruyu kendime soruyorum. Çünkü 3. kitabım 19 Numaralı Koltuk için bir tanıtım filmi hazırladık. Fragman demek ne kadar doğru bilmiyorum ama tanıtım filminden daha fiyakalı duruyor. Tüm çevreme bu fragmanı izlemesini ve yorumlamasını rica ettim. Şaşılacak yoğunlukta yorumlar döndü geriye. Çok çeşitli eleştiriler vardı. Mesela çoğunluk fragmanın uzun olduğunu söyledi. beğenen ve ya beğenmeyenler oldu. Çok uzun anlamlı yorumlar yapıldı, bazen de güzel olmuş dendi.
     Sonuçta herkes bir edebiyat eserinin videolu tanıtımını yadırgamadı. Türkiye'de pek fazla kitap için fragman yoktu ama olsa güzel olurmuş.
     Şimdi ilk iki kitabıma da fragman hazırlayacağım. Bu fragmanda aldığım yorumları göz önüne alarak, daha önce çektiğim kısa filmlerin tadını ekleyerek tanıtım filmleri hazırlayacağım.

     Eğer izlemeyen varsa buyurun fragman.

     Erol Çelik - 19 Numaralı Koltuk - Fragman











 

9 Aralık 2011 Cuma

19 NUMARALI KOLTUK
( EROL ÇELİK )


ARKA KAPAK YAZISI

Arka kapıyı açtı ve iki çıplak vücuda baktı. Kızların yüzünde hiçbir utanma, hiçbir kutsallık, hiçbir amaç yoktu. Bunlar için bir adam öldürdüğüne inanamayarak araçtan içeri girdi.
(Yeşil Yılan)

Çöken moralinin, bozulan ruh halinin ve kaybettiği ayağının neresi hayattı? Aklındaki tek şey, ömrünün bundan sonraki sınavıyla ilgiliydi.
(Bu Sefer Sınavı Kaybetme)

Sorgusuz, bir silah temin edildi. Volkan Hasanoğlu öyküsünü bitirdi ve teslim etti. Dört bini aşkın ayrı ordu, darbe girişiminde bulundu. Çok kan döküldü.
(Darbe)

Hangi koltukta uyanacağına aldırmadı. Hiçbir hayat, şu an yaşadığı hayattan daha kötü olamazdı. Annesinin yanında ölmek bile.
(19 Numaralı Koltuk)

Levrek ona gülüyor gibiydi. Havası bitti, canı feci yanıyordu ama kendini rahatlamış hissetti. Rahatlamış, mutlu ve hafif.
(Derinlik Sarhoşluğu)

Özür dilerim aşkım...
Ölüm kısa bir ayrılıktır...
Seni orada mutlu bir hayatta bekliyorum...
Şimdilik hoşça kal...
(Ölüm Kısa Bir Ayrılıktır)

Heyula ), ( Satranç Ve Şövalye ) kitaplarının yazarından.


_____________________________________________________________________________________________

19 NUMARALI KOLTUK
Genel Tanıtım

İnsanların en basit korkularından ve gerçekliğinden yola çıkan, 11 kısa öykünün bir araya geldiği "19 Numaralı Koltuk" isimli son kitabım; ilk iki kitabım "Heyula" ile "Satranç ve Şövalye"den farklı olarak, günlük hayatta karşılaşabileceğimiz gerçekliği ve içinde barındırdığı gizemli korkuları irdelemiştir.

Her ne kadar bazı hikâyelerim, ilk iki kitabımdakilere benzer gerçeküstü olayların tadını hatırlatsa da genel olarak; yaşamın kıyısında nefes alan hikâyelerimde, soğuk, karanlık, yalnız ve gerçek hayattan kesitlere rastlayacaksınız.

Her öyküde kendinize ait mutlaka bir şeyler bulacağınız, cesaretinizle mantığınız arasında size gelgitler yaşatacak gerilim tarzı hikâyelerimin yer aldığı bu son kitabımda, kendinizi başkarakterin koltuğunda bulacak ve gerçekliğin gün gibi açık olduğu bir karmaşanın içinde, dayanma gücünüzün sınırlarını öğreneceksiniz.

Vampir ve kurt adam efsanelerinin artık bayağılaşarak tüm dünyayı esaret altına aldığı toplumumuzda, günlük yaşam gerçeğinin karanlık ve soğuk yüzünü size tekrar hatırlatacağım.

19 Numaralı Koltuk'ta yer alan hikâyeleri belki zaman içinde unutacaksınız. Ancak gündelik hayatın hareketliliğinde kim bilir, ıssız bir sokakta çocuğunuzun ellerini sıkı sıkı tutarak koşar adımla yürürken o karanlık köşede ya da sizi sıkı sıkı saran kalın yorganınızın altında en masum halinizle mışıl mışıl uyurken, soğuk ve keskin çeliğin acısını boynunuzda hissederek uyandığınızda, ben geleceğim aklınıza.  Ve sessiz üç kelime dudaklarımda;
"Asıl gerçeklerden kork!"

Gerçeklerle yüzleşmeye ne kadar hazırsınız?

19 Numaralı Koltuk.

___________________________________________________________________________________________

"Heyula", "Satranç ve Şövalye" kitaplarının yazarından gerçek yaşamın içinden alınmış karanlık, soğuk ve gerilim dolu 11 yeni öykü…

Kendinizi ansızın içinde bulacağınız her sürükleyici hikâye ile ölümün o soluk kesici tadı yavaşça benliğinizi ele geçirecek…

Eğer bu dünyaya ait olmayan bir tat arıyorsanız ya da o tadın bu dünyaya ait olmadığını zannediyorsanız,  yaşamı ve ölümü aynı anda arzuluyorsanız, bu meçhule giden yolculukta siz de kendinize bir koltuk kapın…

…    olanca kudreti ile gerilerek kafasını bir hamlede adamın burun kemiğine gömmüştü. Çıkan kemik sesi ve etrafa fışkıran kan, kenarda yanan mangalda dans eden alevlere bir ritim katmaya çalışıyormuşçasına coşkuluydu. O andan itibaren her şey çok çabuk gelişti.                                                   
                                                                                      -Derinlik Sarhoşluğu-


Erol ÇELİK, üçüncü kitabı "19 numaralı koltuk" ile yaşama ve ölüme bir arada hükmetmenin karanlığı ve kararlılığı içinde daha soğuk, daha ürkütücü ve hala sürükleyici yeni hikâyeleri ile avuçlarınızın arasında.

Gerçeklerle yüzleşmeye ne kadar hazırsınız?

"Korkmayın. Ne de olsa her canlı bir gün ölümü tadacak."

"Peki, kaçı yaşamın tadına varacak?"

__________________________________________________________________________________________

İÇİNDEKİLER

Darbe.......................................7

Karanlık Pencere.......................33

19 Numaralı Koltuk....................61

Aydınlık Avcıları.......................145

Bu Sefer Sınavı Kaybetme........187

Derinlik Sarhoşluğu.................217

Cennete Açılan Çiçekler...........263

Korkak...................................285

Ölüm Kısa Bir Ayrılıktır ............329

Yeşil Yılan...............................339

Aptal Kral...............................381

20 Nisan 2011 Çarşamba

Kitap bir solukta okunur mu? Ya da okunmalı mı?

Bunun cevabını veremiyorum.
Cevabını veremiyorsam sorusunu sorarım o zaman.

Kitap bir solukta okunur mu? Okunursa akılda kalır mı? Akılda kalması önemli mi?
Kitabı keyif almak için mi okuyorsun? Keyif aldıktan sonra ne yapıyorsun?
Kitaptan bir şey öğrenmek zorunda mıyım? Korkmalı mıyım? Heyecanlanmalı mıyım? Gülmeli miyim? Düşünmeli miyim? Örnek almalı mıyım?

Mecbur muyum? Kasmalı mıyım? Zorunda mıyım?

Ben neden kitap okuyorum? Kitap okumadan yaşayabilir miyim?

Başkalarının uydurduğu şeyler neden beni mutlu etsin veya korkutsun veya düşündürsün?

Bu yetkiyi kim verdi onlara? Neden ben üretemiyorum? Neden başkalarına muhtaç olayım? Neden sırf yazar dedi diye inanayım?

Kitap bir solukta okunmalı mı? Neden okunmasın? Ya da neden okunsun?

Kitap olmasaydı yaşayamaz mıydık? Başkalarının hayatını okumasak, yaşantımız daha mı renksiz geçerdi? Yediğimizden lezzet alamaz mıydık? Dokunduğumuzda hissedemez miydik?

Psikolojimiz mi bozulurdu?

Daha devam edebilirim.

Kitap okuyanla okumayan arasında ne fark var? Cahil midir mutlu olan, yoksa herşeyi bildiğini zanneden mi? Sadelik mi güzeldir, yoksa karmaşa mı?

Devam edebilirim...

Hayallerimiz olmasa nasıl yaşayabilirdik? Kitaplar olmasa nasıl hayal edebilirdik?

Ruhumuzu nasıl doyurabilirdik?

Devam etmeyeceğim.

Kitap bir solukta okunur mu diye soracakken karmakarışık oldum. Ama aklımda sorular olmazsa yaşayamam.

Kitap okumayan boş bakar.



16 Nisan 2011 Cumartesi

SATRANÇ VE ŞÖVALYE


Arka kapak yazısı…

Sabahın ilk ışıklarında, sıcak yatağından uyuşuk bir şekilde kurtulmaya çabalarken, kulağına
O akşam öldürüleceğin fısıldansa…
Günün nasıl geçerdi?

Ya da; ana yola o kadar süratli girdiğinde; takla atacağını önceden izleyebilseydin…
Yine de gaza o kadar basar mıydın?

"Tetiğe basmadan önce sırıtıyordu;
Ne de olsa, kaderini bir başkası çizmişti."
-son bölüm-

Yazarımız; ikinci kitabında da gündelik hayatın karmaşasında unuttuğumuz
ancak bir kalp atımı kadar yakın ve ani olan salt bir gerçeği,
on değişik öykü ile mercek altına alıyor…

Korkmayın…
Nede olsa, her canlı bir gün ölümü tadacaktır.

(Heyula'nın yazarından)



Erol Çelik'in yazmış olduğu ikinci kitap, Satranç Ve Şövalye hakkında herşey.

Kitap hakkında basında çıkan haberlerden bazıları;

CUMHURİYET
www.cumhuriyet.com.tr

NTVMSNBC
www.ntvmsnbc.com

HABER7
www.haber7.com
www.istanbulburda.com
www.kayiprihtim.org
www.izmirdesanat.org
www.medyatava.com.



Heyula’nın yazarı Erol Çelik’ten, gerilim öyküleriyle dolu ikinci kitap.
Cinnet öyküleri devam ediyor!!!

Yazar : EROL ÇELİK 
Genel Yayın Yönetmeni: Ahmet İzci
Editör: Sezen Yeğin
İç Tasarım: Adem Şenel
Kapak: Hatun Özge Ünal
1.Baskı : Mart 2009 
AVRUPA YAKASI YAYINLARI 
Sayfa : 352 

www.avrupayakasiyayinlari.com


İÇİNDEKİLER:

Uyan Artık: …..………………………..9
Beyaz Adamlar: ………………………17
Son Bölüm: ...………………………….101
Trafik: ………………………………….128
Neş’et-i Sâniyye Teknesi: ……………168
Sıfır: ……………………..…………….188
Konuşun Benimle: ……………………212
T: ………………………..……………..221
Kireç Kokusu: ………………………..238
Kıyamet: …..………………………….329

HEYULA

                                                                                 ARKA KAPAK
"Yaşlı kadınlardan nefret ederim.
Hele bunlardan biri benim karımsa?"
Günışığının göz alıcı aydınlığında
alabildiğine nettir görüntüler.
Peki ya anlık cinnetlerin karanlığında?
Ayna parçalanır? Ruh parçalanır?

Paramparça olur sıradan yaşamlar?
Yazardan ruhumuzun karanlık yönüne
ayna tutan öyküler...

"Sadece önümde bir engel kaldı.
Her insanın hayatında geçmesi,
aşması gereken bir sırat köprüsü vardır.
Benim sırat köprüm karşımda duruyor."