ÖYKÜLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖYKÜLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2022 Pazartesi

Sanatın Kadınları - Ödüllü Belgesel (Fragman) 4K - İngilizce Altyazılı - Women of Art - Documentary (Trailer) 4K - English Subtitles


 


Sanatın Kadınları belgeseli; birbirinden farklı sanat dallarındaki, birbirinden farklı dünyalara sahip kadınların aslında ne kadar birbirine benzediğini ve ne kadar birbirinden farklı olduğunu izleyeceksiniz. 

Belgesel festival yolculuğuna başlamıştır. 


Şu ana kadar kazanılan başarılar: 

Paradise Film Festival (Macaristan)

Elipsis: Cinematographic Arts and Sciences International Meeting. (Mexico)

Ukrainian Dream Film Festivalinden Onur ödülü 

The Paus Premieres Festival (İngiltere)

One Earth Awards (Hindistan)

Gaziantep Dize Film Festivali (Türkiye)

The Clapperboard Golden Festival (Brezilya) 

By Lift-Off Global Network (İngiltere)

Human Screen Festival (Tunus)


Belgesele içtenlikle katkı sağlayan kadın sanatçılar:

Neyzen Burcu Karadağ

Minyatür ve resim sanatçısı Doç.Dr. Şehnaz Biçer

Müzisyen ve Kompozitör Çiğdem Borucu

Ressam Dilera Topaloğlu

Fotoğraf Sanatçısı Elif Gülen

Gölge Oyunu sanatçısı Hayali Merve İlken

Yazar Ayşe Erbulak

Polimer Kil Sanatçısı Merve Vurgun


Sanatın Kadınları Belgesel ekibi

Yönetmen Erol Çelik

Görüntü Yönetmeni Kerem Kardaş

Sanat Yönetmeni Burcu Yaşar

Müzik Koray Başaran

Yapım Koordinatörü Muzaffer Bosna

Kamera Özay Bakkal

Işık Aykut Yangın

Ses Burak Demir

Editör Ünsal Ünal

Kurgu Erol Çelik


Emeği geçen herekese teşekkürler.

award-winning documentary


#belgesel #sanatınkadınları #ödüllüfilm


Women of Art documentary; You will watch how women from different branches of art and from different worlds actually look alike and how different they are from each other.

The documentary has started its festival journey.


Achievements so far:

Paradise Film Festival (Hungary)

Elipsis: Cinematographic Arts and Sciences International Meeting. (Mexico)

Honor Award from Ukrainian Dream Film Festival

The Paus Premieres Festival (England)

One Earth Awards (India)

Gaziantep String Film Festival (Turkey)

The Clapperboard Golden Festival (Brazil)

By Lift-Off Global Network (UK)

Human Screen Festival (Tunisia)


Women artists who sincerely contributed to the documentary:

Neyzen Sign Montenegro

Miniature and painting artist Assoc. Şehnaz Bicer

Musician and Composer Çiğdem Borucu

Painter Dilera Topaloğlu

Photographer Elif Gulen

Shadow Play artist Hayali Merve İlken

Author Ayşe Erbulak

Polymer Clay Artist Merve Vurgun


Women of Art Documentary team

Director Erol Celik

Cinematography Kerem Kardas

Art Director Burcu Yaşar

Music Koray Basaran

Production Coordinator Muzaffer Bosnia

Camera Ozay Grocery

Light Aykut Fire

Audio Burak Demir

Editor Unsal Unal

Editing Erol Celik


Thanks to everyone who contributed.

award-winning documentary


#documentary #artwomen #awardfilm

ANAM BABAM Belgeseli - 1. Bölüm - Ülfiye Çelik - Kirman Çelik - My Mother and Father Documentary - Episode 1 - Ülfiye Çelik - Kirman Çelik




Kimseden bir şey beklemem, o yüzden üzülmem.

Anam Babam Belgeseli 1. Bölüm

Anam babam belgeselinin ana teması, çekirdek ailelerin öykülerini dinlemektir. İlk bölüm belgeselin yönetmeninin ailesiyle gerçekleştirildi ve oldukça içten bir bölüm oldu. 

Yeni bölümlerde yeni ailelerin öykülerini dinlemeye devam edeceğiz. 


Bu bölümün detayları

Anne: Ülfiye Çelik

Baba: Kirman Çelik

Çocuklar

Erol Çelik

Mehtap Çelik

Meral Akyıldız

ve torunların en küçüğü

Emir Akyıldız


Yönetmen: Erol Çelik

Müzik: Koray Başaran


#belgesel #anambabam #film


My Mother and Father Documentary - Episode 1 - Ülfiye Çelik - Kirman Çelik


I don't expect anything from anyone, so I don't get upset.

My Mother and Father Documentary Part 1

The main theme of the documentary about my parents is to listen to the stories of nuclear families. The first episode was held with the family of the director of the documentary and it was a very heartfelt episode.

We will continue to listen to the stories of new families in new episodes.


Details of this section

Mother: Ulfiye Celik

Father: Kirman Celik

children

Erol Celik

Mehtap Celik

Meral Akyıldız

and the youngest of the grandchildren

Emir Akyıldız


Director: Erol Celik

Music: Koray Basaran


#documentary #my parents #movie

Eski Radyocular - Podcast - 11. Bölüm. Akdeniz Akşamları - Former Radio Players - Podcast - Episode 11. Mediterranean nights

 



Eski Radyocular 

11. bölüm podcast yayında.

Eski Radyocular eski tatillerini konuşuyorlar. Sahil turlarını Akdeniz Akşamları'nı hatırlıyorlar.  


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, akıllarına takılanları, güncel konuları yani kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Bu programda Nostalji var.


Eski Radyocular podcastinin 11. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

11. bölümün konusu, Tatiller Akdeniz Akşamları

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players - Podcast - Episode 11. Mediterranean nights


Former Radios

Episode 11 podcast is on the air.

Ex-Radios are talking about their old holidays. They remember their coastal tours and Mediterranean Evenings.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they go to the microphone and talk about the old, new, what they have in mind, current issues, in short, everything.


There is Nostalgia in this program.


The 11th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

The subject of chapter 11, Holidays Mediterranean Evenings

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular - 10. Bölüm - Podcast - Konuk: Mehtap Çelik - Hayat Mücadelesi - Former Radio Broadcasters - Episode 10 - Podcast - Guest: Mehtap Çelik - Struggle for Life


 


Eski Radyocular 

10. bölüm podcast yayında.

Sohbet konuğu Mehtap Çelik. Gençlik, yanlış evlilik, iş kazası ve harika bir yaşam için çekilen yaşam mücadelesi. Bu bölüm Eski Radyocular için oldukça ilginç bir sohbet oldu.


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, akıllarına takılanları, güncel konuları yani kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Bu programda Hayat Mücadelesi var.


Eski Radyocular podcastinin 10. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

10. bölümün konusu, Hayat Mücadelesi

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Broadcasters - Episode 10 - Podcast - Guest: Mehtap Çelik - Struggle for Life


Former Radios

Episode 10 podcast is on air.

Chat guest is Mehtap Çelik. Youth, wrong marriage, work accident and the struggle for a great life. This episode was a very interesting conversation for Old Radio Players.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they go to the microphone and talk about the old, new, what they have in mind, current issues, in short, everything.


This program has the Struggle for Life.


The 10th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

The theme of chapter 10, The Struggle for Life

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular - Podcast 9. Bölüm - Konuk: Can Yılmaz - Former Radio Players - Podcast Episode 9 - Guest: Can Yılmaz




 Eski Radyocular 

9. bölüm podcast yayında.

Sohbet konuğu: Can Yılmaz. 

Matematik Bilgisayar öğrencisi Can Yılmaz'la; gençlik, z kuşağı, beyin göçü ve yapay zaka üzerine oldukça keyifli bir sohbet dinleyebilirsiniz. 


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, akıllarına takılanları, güncel konuları yani kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Bu programda; Yapay Zaka insanlığın geleceğini nasıl engelleyecek, insanlar işsiz mi kalacak bu konu üzerinde sohbetler yapılmıştır.


Eski Radyocular podcastinin 7. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

9. bölümün konusu, Yapay Zaka

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players - Podcast Episode 9 - Guest: Can Yılmaz


Former Radios

9th episode podcast is on air.

Chat guest: Can Yilmaz.

With Mathematics Computer student Can Yılmaz; You can listen to a very pleasant conversation on youth, generation z, brain drain and artificial intelligence.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they go to the microphone and talk about the old, new, what is on their mind, current issues, in short, everything.


In this program; Discussions were held on how Artificial Intelligence will prevent the future of humanity, and whether people will remain unemployed.


The 7th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

The topic of chapter 9 is Artificial Intelligence

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular - Podcast 8. Bölüm - Özel güçler - Yetenekler ( Former Radio Players - Podcast Episode 8 - Special powers - Talents )




 Eski Radyocular 

8. bölüm podcast yayında.

Eski radyocular, bu bölümde Özel güçler ve yetenekler üzerine bir sohbet yapıyorlar. Hem dinleyebileceğiniz hem de izleyebileceğiniz sohbet oldukça keyifli. 


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, akıllarına takılanları, güncel konuları yani kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Eski Radyocular podcastinin 8. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

8. bölümün konusu, Özel güçler yetenekler

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players - Podcast Episode 8 - Special powers - Talents


Former Radios

Episode 8 podcast is on air.

Former radio broadcasters are having a conversation about special powers and abilities in this episode. The conversation that you can both listen and watch is very enjoyable.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they go to the microphone and talk about the old, new, what they have in mind, current issues, in short, everything.


The 8th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

The subject of chapter 8, Special powers abilities

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular - Podcast - 7. Bölüm - distopya ütopya. Konuk Volkan Çelik ( Old Radio Players - Podcast - Episode 7 - dystopia utopia. Guest Volkan Celik )




 Eski Radyocular 

7. bölüm podcast yayında.

Sohbet konuğu Volkan Çelik. gelecek distopik mi olacak yopksa ütopik bir dünya mı olacak, distopya ve ütopya üzerine, Z kuşağı bir geçle, radyocu bir anne babanın sohbeti.


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, akıllarına takılanları, güncel konuları yani kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Bu programda 17 yaşındaki oğullarıyla sohbet ediyorlar.


Eski Radyocular podcastinin 7. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

7. bölümün konusu, distopya, ütopya

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Old Radio Players - Podcast - Episode 7 - dystopia utopia. Guest Volkan Celik


Former Radios

Episode 7 podcast is on air.

The chat guest is Volkan Celik. Will the future be dystopian or a utopian world? A conversation between a radio broadcaster and a parent on dystopia and utopia.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they go to the microphone and talk about the old, new, what they have in mind, current issues, in short, everything.


On this show, they chat with their 17-year-old son.


The 7th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

Theme of chapter 7, dystopia, utopia

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular - Podcast - 6. Bölüm - Aylaklığa Övgü (Former Radio Players - Podcast - Episode 6 - In Praise of Idleness)


 

Eski Radyocular

6. bölüm podcast yayında.

Bu bölümde Bertrand Russell'ın Aylaklığa Övgü kitabı üzerinden, aylaklık ve boş zaman hakkında ketifli bir sohbet dinleyeceksiniz. 


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, aklına takılanları, kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Eski Radyocular podcastinin 6. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

6. bölümün konusu, Aylaklığa Övgü

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players - Podcast - Episode 6 - In Praise of Idleness


Former Radios

Episode 5 podcast is on air.

In this episode, you will listen to a concise conversation about idleness and leisure time, based on Bertrand Russell's book In Praise of Idleness.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they sit on the microphone and talk about the old ones, the new ones, the ones that come to mind, in short, everything.


The 6th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

The subject of chapter 6, Praise of Idleness

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular - Podcast - 5. Bölüm - Z Kuşağı. Konuk Volkan Çelik (Former Radio Players - Podcast - Episode 5 - Generation Z. Guest Volkan Celik)


 


4. bölüm podcast yayında.

Sohbet konuğu Volkan Çelik. Z kuşağı üzerine, kuşak çatışması üzerine ve zamane gençlerin neler düşündüğü üzerine; radyocu anne baba ile sohbet.


Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri, yenileri, akıllarına takılanları, güncel konuları yani kısaca her şeyi konuşuyorlar. 


Bu programda 17 yaşındaki oğullarıyla sohbet ediyorlar.


Eski Radyocular podcastinin 5. bölümü yayınlandı. Görüntülü sohbetler devam ediyor ve oldukça eğlenceli şeyler konuşuyorlar.

5. bölümün konusu, Z Kuşağı.

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players - Podcast - Episode 5 - Generation Z. Guest Volkan Celik


Episode 4 podcast is on air.

The chat guest is Volkan Celik. On the Z generation, on the generation gap and on what young people think of the time; Chat with radio broadcaster parents.


One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they go to the microphone and talk about the old, new, what they have in mind, current issues, in short, everything.


On this show, they chat with their 17-year-old son.


The 5th episode of the Old Radio Players podcast has been released. The video chats continue and they talk about some pretty funny stuff.

The subject of chapter 5 is Generation Z.

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat

Eski Radyocular (Podcast) 4. Bölüm. İsimsiz Radyo (Former Radio Players (Podcast) Episode 4. Anonymous Radio)


 


4. bölüm podcast yayında.

Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıldır evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi mikrofon başına geçiyor ve eskileri konuşuyorlar. 


Eski Radyocular podcastinin 4. bölümü yayınlandı. ilk kez görüntülü sohbet başladı ve oldukça eğlenceli bir konuları var.

4. bölümün konusu, İsimsiz radyo.

Her radyocunun hayali, kendi radyosunu kurmaktır ya da öyle bir hayali yoktur.

Bu podcast keyfi bir yayındır. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players (Podcast) Episode 4. Anonymous Radio


Episode 4 podcast is on air.

One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they sit on the microphone and the old ones talk.


The 4th episode of the Old Radio Players podcast has been released. It's the first time video chat has started and they have a pretty funny topic.

The subject of episode 4 is Anonymous radio.

Every radio broadcaster's dream is to set up his own radio or he does not have such a dream.

This podcast is an arbitrary broadcast.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat


Eski Radyocular (Podcast) 3. Bölüm. Radyo macerası nasıl başladı? (Former Radio Players (Podcast) 3rd Episode. How did your radio adventure begin?)


 


3. bölüm podcast yayında.

Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıllık evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi ikisi de mikrofon başına geçiyor ve eskileri konuşuyorlar. 


Eski Radyocular podcastinin üçüncü bölümü yayınlandı. 

3. bölümün konusu, Radyo macerası nasıl başladı?

Bu podcast keyfi bir yayındır.

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players (Podcast) 3rd Episode. How did your radio adventure begin?


Episode 3 is live.

One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they both sit on the microphone and talk to the old ones.


The third episode of the Old Radio Players podcast has been released.

The subject of the 3rd episode is How did the radio adventure begin?

This podcast is an arbitrary broadcast, we will make surprises like this from time to time.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat


önemli bilgiler,dinle,türkçe podcast,sesli kitap,kitap,eğitim,düşünmek,sorgulamak,kişiselgelişim,sosyoloji,felsefe,bilgi,podcast,belgesel,vlog,erol çelik,deniz çelik,eski radyocular,radyo sohbetleri,radyo dinle,radyoculuk öldü mü,radyo tiyatrosu,sesli öykü,süper fm,joy fm,sohbet,podcast türk,podcast iphone,podcast türkiye,seslikitap,sesli,sanatçısı,dünya,edebiyatı,klasikleri,öyküler,öyküleri,doktor,sözlü,eğlenceli,komik,karı koca,sevda,aşk,gönül

Eski Radyocular (Podcast) 2. Bölüm. Radyo aşkı, Radyoda AŞK (Former Radio Players (Podcast) Part 2. Love on the radio, LOVE on the radio)




 2. Bölüm Yayında.

Biri eski Süper FM programcısı (Erol Çelik), Diğeri Joy FM Müzik direktörü (Deniz Çelik), radyo yıllarında tanıştılar ve evlendiler. 20 yıllık evliler ve uzun bir süredir radyoculuk yapmıyorlar. 

Şimdi ikiside mikrofon başına geçiyor ve eskileri konuşuyorlar. 


Eski Radyocular podcastinin ikinci bölümü yayınlandı. 

2. bölümün konusu, Radyo aşkı, Radyoda AŞK.

Bu podcast keyfi bir yayındır, ara ara böyle süprizler yapacağız. 

Dinlediğiniz için teşekkürler. 


#podcast #eskiradyocular #sohbet


Former Radio Players (Podcast) Part 2. Love on the radio, LOVE on the radio


Part 2 is Online.

One is the former Super FM programmer (Erol Çelik), the other is Joy FM Music Director (Deniz Çelik), they met and got married during their radio years. They have been married for 20 years and have not been doing radio broadcasting for a long time.

Now they both sit on the microphone and talk to the old ones.


The second episode of the Old Radio Players podcast has been released.

The subject of the 2nd part, Radio love, LOVE on the Radio.

This podcast is an arbitrary broadcast, we will make surprises like this from time to time.

Thanks for listening.


#podcast #eskiradiocular #chat


önemli bilgiler,dinle,türkçe podcast,sesli kitap,kitap,eğitim,düşünmek,sorgulamak,kişiselgelişim,sosyoloji,felsefe,bilgi,podcast,belgesel,vlog,erol çelik,deniz çelik,eski radyocular,radyo sohbetleri,radyo dinle,radyoculuk öldü mü,radyo tiyatrosu,sesli öykü,süper fm,joy fm,sohbet,podcast türk,podcast iphone,podcast türkiye,seslikitap,sesli,sanatçısı,dünya,edebiyatı,klasikleri,öyküler,öyküleri,doktor,sözlü,eğlenceli,komik,karı koca,sevda,aşk,gönül

16 Nisan 2022 Cumartesi

Derin (Kısa Film) Kamera Arkası

 2014 yılında çektiğimiz kısa filmimizin kamera arkasını 2022 de yaptık ve yükledik. oldukça Eğlenceli bir kamera arkası oldu. Oyuncu röportajları, ekip röportajları, set görüntüleri ve filmin çekim hikayesini izleyebilirsiniz.

Emeği Geçen herkesin ellerine emeklerine sağlık.
Yazan Ve Yöneten: Erol Çelik (erolcelikinfo@gmail.com) Oyuncular: Canan Hoşgör - Erdem Eskimez - Cansu Ersoy - Kemal Kocatürk Onur Ekiz - Elvan Alver Görntü Yönetmeni: Mehmet İmamoğlu Sanat Yönetmeni: Ziya Nizam Işık: Aykut Yangın Ses: Burak Demir Müzik: Koray Başaran Miksaj: Halil Ilgıt Set: Yasin Şavkı Makyaj: Aybüke Ünal Çeviri: Ünsal Ünal Cast: Mennan Emci Teknik Yönetmen: Kemal Mercan - Emrah Yayla Kamera: Utku Yenipazar - Oğuzhan Dereci Kurgu: Erol Çelik Çeviri Ünsal Ünal Sanat Yön. Asist: Aylin İslamoğlu Medya Sponsoru: @istanbuldayasam (İnstagram) Yardımcı Oyuncular: Ergin Karahan - Boğaç Sayar - Yunus Emre Karahan - Yasemin Baykan - Emrah Yayla - Seda Yumurtacı Teşekkür: Huzur Aksoy - Beykan Büyükkaya - İlkim Temmuz Ulukur - Oktay Uçar - Esra Doğru - Mustafa Duygulu - Selami Bilgiç www.erolcelik.net
DAHA AZ GÖSTER

#kısafİlm #kameraarkası #erolcelİk

2 Haziran 2021 Çarşamba

Cellatlar Kahvesi Okuyucu Yorumları

Erol Çelik 
Cellatlar Kahvesi 

Okuyucu Yorumları

Korkunç bir hayal gücü
Çok fazla karakterin, çok fazla hayatın yaşadığı bir öykü. Keşke devamı olsa...  
idefix.com

Aklım Karıştı
Kitabı okurken, çok daha fazla gerilim bekliyordum ama uykumda cellatlarla er meydanında kılıç salladığımı görünce etkilendiğimi kabul ettim...Bravo.
dr.com.tr

Film Gibi
İnsan cellatların tarafını tutarmı. 
Özellikle Çatal ağayla kahve içmek isterdim. Anlat baba, neler yaşadın diye sormak isterdim.
bkmkitap.com

www.erolcelik.net

#edebiyat #kitapkurdu #book #erolcelikkitap #sanat #kitapayracı #kitapagaci #okudumbitti #dergi #istanbul #turkey #kahve #kitaptavsiyesi #kültür #okuyorum #kitapsever #oku #gerilim #kitap #erolcelik #cellatlarkahvesi #roman #yeni #yenikitap

14 Mart 2019 Perşembe

Bir Osmanlı gerilim romanı. Erol Çelik’ten Cellatlar Kahvesi




Erol Çelik
Cellatlar Kahvesi

          Cellatlar Kahvesi, dramatik yapıya sahip, tarihi bir gerilim romanıdır.

          Öykü, oğullarının gözü önünde, Onur Savaşı'nda birbirlerini öldürmek için dövüşen iki cellatbaşının mücadelesiyle başlar. Onur Savaşı, her cellat için kutsaldır. Makamlarını onurlarıyla tohumlarına bırakabilmenin tek yoludur.
          Oğulları, babalarının ölümünü seyretmelidirler ki, Cellatlar Kahvesi'nin kurallarını hamurlarına ekleyebilsinler. Bilsinler ki, bir cellatbaşını ancak başka bir cellatbaşı öldürebilir.

          Kurgu, üç farklı zamanda işler.
          Birincisi; oğullarının gözü önünde savaşan cellatbaşlarının, bu savaşa gelinceye kadar yaşadıkları süreç.
          İkincisi; babalarının ölümünü izleyen oğulların, küçük yaştan itibaren cellat olma mücadeleleri.
          Üçüncüsü; cellat atalarının ahlaki serüveni.

          Cellatlar Kahvesi; sarayın dışında yaşayan zenginlere, soylulara ve komutanlara hizmet eden, bostancıbaşı himayesindeki cellatların toplandığı, saraydan bağımsız, tamamen kurmaca bir kahvehanedir.

Bir Osmanlı gerilim romanı
Erol Çelik Cellatlar Kahvesi
          Kan ve günahla yıkanmış gururları için ölmeye hazır cellatların yaşadığı bu mekânın, ağır kuralları vardır. Bu kurallara ne bostancıbaşı, ne de padişah karışabilir. Onlar öldürmeyi meslek edinmiş, kendi ahlak değerlerine sahip günahkârlardır.

          Bu kurallara biri dokunacak olursa, vay haline!

          Cellatlar Kahvesi'nde yaşananların dışında, ucu cellatlara dayanan yan öyküler vardır.
          Oğlunun kanatlarında uçan, Mavi Gözlü Cellatbaşı Çatal Ağa.
          Babası Kızıl Ağa gibi olmak istemeyen Cellatbaşı Asır Ağa.
          Başkasının suyunu kirleten, Aslan Ağa.
          Babasının kaderine boyun eğen, Kara Ağa.
          Dünyalar güzeli Afife. Boyu devrilesi Bostancıbaşı Ali Paşa. Sokullu Mehmet Paşa. Günahsız Devşirme Karısını öldüren Kör. Uğrunda adam öldürülen, Ermeni Dansöz. Taş meyhanenin sahibi, Arap'ın kızı Efsun.
          Günahkâr bedenleriyle dereyi kirletenleri cezalandıran Çay Ninesi.
          Keke Murat. Ölmek için celladına yalvaran Yusuf. 

          "Oysa baban sana anlatmıştı bu saatte suya girmemen ve suyu kirletmemen gerektiğini lakin sen onu dinlemedin, o pis kanla, tertemiz suyumuzu kirlettin."
           
          "Kim, celladını karşılarken bu kadar mutlu olurdu ki?"


Erol Çelik
Cellatlar Kahvesi
Cellatlar Kahvesi
Arka kapak


7 Kasım 2012 Çarşamba

ÇELİK LEVHALAR ( 3 ) ( BEN ÖZGÜRÜM ) Son Bölüm


1. Bölüm: Gölge e-Dergi Ağustos 2012 Öykü Özel sayısında yayınlanmıştır.
2. Bölüm: Gölge e-Dergi 61. Sayıda yayınlanmıştır.
3. Bölüm: Gölge e-Dergi 62. Sayıda yayınlanmıştır.


ÇELİK LEVHALAR ( 3 ) 

( BEN ÖZGÜRÜM ) 

“Sizinle kalmamızı ne cüretle istersin?”

“Bakın efendim, hayal gücümüzü bile onlar belirlerken bize nasıl yaşayacağımızın seçim hakkı kalıyor mu?” Eski Kırmızı Kolluk, bütün zekâsıyla açıklamaya başladığı yeni dünyasının güzelliğini vurgulamak için, mutlu bir yüz ifadesi takınmıştı. “Önümüze sunulan iki seçeneğin her biri, zaten onların istediği gibi değil mi? Ya Çelik Levhalarda acı çekerek diyet ödeyeceksin, ya da infazını isteyip daha erken öleceksin.

Ben ve arkadaşlarım buna bir son vermenin yolunu bulduk. İlkel yaşam.
İlkellik kulağa kötü gelse de, çok iyi bir başlangıç. Her şeye baştan başlamak ve her şeyi kendi kontrolün altında yapmak bizim seçeneğimiz. Artık yeni bir savaş içindeyiz. Bu savaş sizinle ya da Çelik Levhalarla ilgili değil, bu yaşama mücadelesiyle ilgili. Bu mücadelede bize katılın.”

Siyah Kolluk lideri, karşısındaki gencin bu denli özgüvenli konuşabileceğini tahmin edemezdi. Aklında acı verici bir savaş başlamıştı. Oysa katı bir tecrübeye sahipti, hiçbir şey onu ikna edemezdi. Karşı çıkamadığı bazı güdüleri ona el kaldırıyordu. Derhal bu güdülerden kurtulmalı ve bu saçmalığa bir son vermeliydi.

“Çelik Levha kanunlarının bana verdiği yetkiyle hemen teslim olmanızı emrediyorum!” Siyah Kolluk lideri öfkeyle gürledi.

“Efendim eğer bizimle kalırsanız…”

“Sizinle kalmayacağız, bunu düşünmenin ve teklif etmenin ne kadar akıldışı olduğunu anlamış olmalıydın.”

İlkel koloninin lideri olan eski Kırmızı Kolluk, şaşırmıştı. Karşısındakini en azından kendini dinlemeye ikna edebileceğini düşünüyordu. “Bakın efendim, bu bizim için vazgeçilmez bir durum. Teslim olmayacağımızı söylemiştim.”

“Eğer teslim olmazsanız, hepiniz öleceksiniz.”

“Biz buna razıyız efendim ama siz bu şansı tepmeye razı mısınız?”

“Kes sesini, sana yeterince zaman verdim. Şimdi karşıma geçmiş ilkel ve zavallı yaşamınıza katılmamızı bekliyorsun.”

“İlkel olabilir ama zavallı değiliz efendim. Bizler özgürüz.” Volkan bir an ümitlenmişti.

“Özgürlük dediğin ilkellik mi yani? Milyarlarca insan yanlış biliyor ama siz doğrusunu mu biliyorsunuz? Bu zavallı ve hastalıklı bir düşünce.”

“Hayır efendim. Biz Çelik Levhalarda sömürülmek istemiyoruz.”

“O Çelik Levhalar sayesinde karnınız doyuyor ve barınak sahibi oluyorsunuz.”

“Ama özgür değiliz.” 1441 Kırmızının ses tonu yenilgiyi kabullenmek istemediği için sertleşmişti.

“Özgürlük dediğin zavallı bir şekilde yaşamak mı yani?”

“Bakın efendim, eğer özgür olsaydık, şu anda bizi zorla o Çelik Levhalara geri götürmeye mahkûm etmezdiniz. Bırakın bizi bu zavallı hayatta yaşayalım.”

“Hayır, kanunlar herkes için vardır. Siz düzeni bozuyorsunuz ve cezanızı çekmek zorundasınız. Bu yüzden derhal teslim olun. Size bir şans verdiğim için bile özgür olduğunuzu düşünmelisiniz.”

Volkan karşısındakini ikna edemeyeceği şüphesine kapıldığı için, içinde yükselen öfkeyi kontrol altına alamıyordu. Geriye döndü ve babasına baktı. Bu bakışın anlamı, tarihin her sayfasında aynı ifadeyi temsil ediyordu. Bu yardım çağrısıydı. Babası, oğlunun gözlerindeki çaresizliği görmüştü ama ona güvendiğini, asla pes etmemesi gerektiğini anlaması için, bu yardıma cevap vermeyecekti.

Volkan bu sefer annesine baktı. Kadın tuhaf bir şekilde mutluydu. Yüzü gülüyor, oğluna olan gururu her şeyin üzerini örtüyordu.

“Asker, artık bir karar vermelisin.”

Volkan, Siyah Kolluğa döndü. Bakışlarında her zamankinden daha derin bir katılık vardı. “Kararımız zaten verilmişti. Teslim olmayacağız.”

Siyah kolluk başını öne eğdi ve bir süre düşündü. Aklından geçenlerin ne olduğu belli değildi muhakkak ama bu kadar beklemesinin kendiyle çelişmesiyle bir alakası olduğu kesindi.

“Bak asker. Sana son kez sormadan önce, vereceğin kararın yükünü kaldırabilecek misin diye merak ediyorum? Eğer teslim olmazsan, bunca insanın ölümüne sen sebep olacaksın. Tekrarlıyorum sen sebep olacaksın. Bunu kaldırabilecek misin?”

“Ben doğru olanı yapıyorum.” Volkan ayağının altındaki çimenin sarardığını hissetti. “Size doğrultacağımız bir okumuz bile yok çünkü buna ihtiyacımız da yok.”

“Peki, sen bilirsin.” Siyah Kolluk lideri kolundaki çelik bilekliğe dokundu. Bir süre orada bir şeyler okudu. Daha sonra, ardında bekleyen askerlerine döndü ve başıyla onayladı. Askerler hemen harekete geçip, 1441 Kırmızının yanına doğru yürümeye başladılar.

Volkan her şeyin bittiğini anladı. Kalbindeki son umutta tükenmişti. Şimdi çaresizce çırpınmaktan başka hiçbir şey yapamazdı. Annesini ve babasını düşündü. Az sonra hepsi ölecek miydi yani? Bunu gerçekten kaldırabilir miydi? Kendine inanan onca insana ne olacaktı yani. Ona güvenmişlerdi ve bu güven boşa çıkmıştı. Az sonra her şey sona erecekti.

Kalbi ve aklı yanmaya başladı.

“Durun!”

Siyah kolluk derhal elini kaldırarak askerlerini durdurdu. Yüzünde, bu çabuk zaferin mükafatı olarak bir gülümseyiş vardı.

“Durun.” Tükenmişçesine tekrarladı Volkan.

“Teslim olmak en akıllı yoldur asker.”

Volkan yutkundu. Terliyor ve sarsılıyordu. Düşünemiyordu. Şu an elinde bir silah olsa hemen canına kıyabilir ve bundan sonra olacaklardan kurtulabilirdi. Geride bıraktığı ailesini bile düşünmezdi, bundan kaçmanın tek yolu buydu.

“Teslim olmayacağız.”

Siyah kolluk öfkelendi. Hemen askerlerine döndü.

“Durun!” diye tekrar bağırdı Volkan.

--------------*---------------------*--------------------*-----------------

Yöneticinin cam masasının üzerinde tek bir görüntü vardı. Siyah Kolluk lideriyle, kaçak Kırmızı Kolluk askerinin konuşması. Yönetici öfkeliydi ama duyguları hızla yer değiştiriyordu. Eğer isteseydi tek bir emirle şimdiye kadar bu konuşmayı sonlandırabilirdi, üstelik istediği sonu belirleme lüksüne sahipti. Ama bunu yapmayacaktı. Tüm olanı çıplak gerçekliğiyle görecek ve belki ilk kez sonunu bilmediği bir senaryoyu izleyecekti.

Normalde bu görüntülere tahammül etmesi, yaratılışına aykırıydı.

Cam masanın üzerindeki görüntünün sol alt tarafında bir sayaç kırmızıya dönüştü. Yönetici o sayaca dokunarak büyüttü. Rakamların üzerinde değişiklik yaparak sayacı tekrar yeşile döndürdü ve küçülttü. Siyah Kolluğa biraz daha süre vermek istiyordu.

Sonuç her ne olursa olsun, bu işten keyif alıyordu. Biraz daha uzun sürmesi için bir şeyler yapmalı mıydı? Bunu istiyordu.

------------*--------------*--------------*-------------------------*-----------

Volkan, Siyah Kolluğun harekete geçmemesinden dolayı biraz olsun zaman kazanmıştı ama aklında hiçbir çözüm oluşmuyordu.

Siyah lider, eski askere tekrar baktı “artık teslim olmanın doğru olacağını anladın değil mi?” dedi

“Size bir soru soracağım.”

“Bak asker, ben sana yeterli şansı verdim. Sen hala beni oyalıyorsun. Zamanım dolmak üzere.”

“Tamam. Bana beş dakika verin, ben de kendi insanlarımla konuşayım. Daha sonra kararımı vereceğim.”

“Olmaz.” Siyah Kolluğun sesi sert çıkmamıştı. Zaferinin tadını çıkarmaya çalıştığını gizliyordu.

“Neden?”

“Hani kararınız belliydi.”

Volkan kaşlarını çattı. “Kararımız değişmeyecek zaten, bana beş dakika verirseniz vedalaşmak istiyorum.”

Siyah Kolluk haince gülmeye başladı. “Peki, sana beş dakika veriyorum.” Sanki yaptığı lütfun farkına varması için, karşısındakini uyarıyormuş gibi elini salladı.

Volkan gözlerini yumdu ve kendini kontrol etmeye çalışarak geriye döndü. Babasının yanına doğru yürümeye başladı.

Siyah Kolluk, çelik bilekliğine gerekli komutları girdi ve tüm askerleri alana çağırdı.

------------*----------------*--------------*-----------------*-------------

Yemyeşil ilkel dünya, askerlerle dolmuştu artık. Eski savaş sahnelerine benzemeyen bir görüntü vardı. Bir tarafta son teknolojiyle giydirilmiş askerler, diğer tarafta ilkel yaşam koşullarındaki insanlar. Birazdan kısa süren bir yaylım ateşi çıkacak ve yaklaşık kırk beş kişilik, ilkelliği seçmiş eski Çelik Levha mahkûmu ölecekti.

Bu savaş hiç adil değil.

Zaten yaşam hiç adil değil. İster medeniyet denilen şeytanın mahkûmu olun, ister ilkelliği seçmiş zavallılar olun, savaşı güçlü olan kazanır.

Akıllı olmak veya özgür olmak bu durumda hiçbir işe yaramaz.

------------*------------------*----------------*--------------------*---------

Volkan babasının yanına gelerek “baba, ne yapacağımı bilmiyorum” dedi.

Babası oğluna sarılarak “sakın yenilme” dedi.

Volkan ağlamak üzereydi ama bundan vazgeçti. “Yenilmek istemiyorum ama kimsenin ölmesini de istemiyorum.”

“Eğer özgürlüğümüzü onlara geri verirsek, yenilmiş oluruz zaten.”

Annesinin güleç yüzü de belirdi yanlarında. “Oğlum, sen doğru olanı yaptın, bizi yarı yolda bırakma ve doğru olanı yapmaya devam et.”

Volkan etrafına baktı. Tüm ilkel insanlar ona bakıyordu ve mutlu bir şekilde onu alkışlıyorlardı. Volkan kalbinin acıdığını hissetti.

“Başaracağımı zannediyordum anne.”

“Başardın zaten oğlum.”

“Nasıl başardım anne? Görmüyor musun, eğer teslim olmazsak hepimiz öldürecekler ve bunun tek sorumlusu benim.”

“Eğer böyle düşünüyorsan kaybediyorsun demektir” dedi babası. “Bizi bu özgür dünyaya getiren birinin, böyle davranmaması gerek. Git ve teslim olmayacağımızı söyle.”

“Ama baba, bizi öldürecekler.”

“Eğer bizi Çelik Levhalara götürürlerse öldürmüş olurlar. Ben oraya dönmek istemiyorum. Burada özgürce ölmek istiyorum.”

Annesi, oğlunun omzundan çekerek kendine çevirdi. “Duyuyor musun oğlum? Kalbinin sesini ben bile duyuyorum, sen neden duymuyorsun?”

“Ben özgürüm oğlum ve bedelini ödemekten korkmuyorum.”

Kalabalıktan tek tek sesler yükselmeye başladı. “Ben özgürüm.”

“Ben özgürüm.”

“Ben özgürüm.”

“Ben özgürüm.”

------------*--------------*-------------*------------*-------------

Yönetici yumruğunu hızla cam masanın üzerine vurdu. Öfkeden deliye dönmüştü. Küfürler savurarak, izlediği görüntünün altındaki sayacı büyüttü ve süreyi değiştirdi. Şimdi, kırmızıya dönen süre alarm veriyordu.

-----------*-------------*------------*------------*-----------*-----------

Siyah Kolluk az ilerdeki coşkuyu keyifle ve hasretle izliyordu. Emirleri yerine getirecek ve birazdan o insanların hepsini öldürecekti ama onları izlemek, onlardaki umudu görmek hoşuna gitmişti. Belki Çelik Levha kanunlarının katılığı olmasa bu sahneyi bir süre daha izleyebilirdi.

Kolundaki çelik bileklik alarm vermeye başlayınca korkuyla ona baktı. Süresi aniden kısalmıştı. Bunun anlamını biliyordu. Hemen harekete geçmeliydi. Askerlerine döndü ve elini havaya kaldırdı.

“Hazır!”

Artık elini indirdiği an, bütün bu karmaşaya bir son verecekti.

“Asker!” diye kükredi.

Volkan bu mesafeden bile Siyah Kolluğun ses tonundaki öfkeyi hissetti. Ailesine döndü “Sizi seviyorum. Daha özgür bir dünyada buluşmak umuduyla” diyerek yanlarından ayrıldı.

Siyah Kolluk, yanına yaklaşan Volkan’a öfkeyle bakıyordu. “Son cümleni söyle.”

“Ben özgürüm.”

Siyah lider kıpkırmızı olmuştu.

Elini indirdi.

-----------------*-------------*----------------*-----------*----------*-----------

Yönetici, bir kadın gibi sevinç çığlığı attı. Ağzından salyalar akarak, cam masasının üzerindeki görüntüyü izliyor ve zevkten inliyordu.

-------------*----------------*-------------*------------*--------------

Her şey bittiği an, dış dünyada bir sessizlik oldu.

Çok kolay kazanılmış bir savaşın bu kadar zevksiz olacağını düşünmemişti Siyah Kolluk. Artık evine bir kahraman olarak dönebilirdi.

Kırk beş tane cesedin toplanıp vakumlanması, onları öldürmekten daha uzun sürmüştü.

Kanunlar yerine getirildi.

Yemyeşil dış dünyaya artık çok uzun bir süre insan ayağı basmayacaktı.

Medeniyetin en büyük düşmanı olan ilkellik bir kez daha bozguna uğratıldı.


Medeniyetin ayakta kalması için özgürlüğün yok olması gerekir.

SON

Erol Çelik

 22 Ekim 2012

4 Ekim 2012 Perşembe

ÇELİK LEVHALAR 2 (SEÇENEK) Öykü


Gölge e-Dergi Ağustos 2012 Öykü Özel Sayısında yayınlanan “Çelik Levhalar” isimli öykünün devamıdır.

Bu öykü Gölge e-Dergi 61. sayısında yayınlanmıştır.



Yaşlıca bir siyah kolluk hızlı adımlarla, çelik levhaların yönetildiği binada ilerliyordu. Muhakkak o diğerlerinden çok daha yaşlıydı ve hepsinden daha öfkeliydi. O, tecrübesiyle edindiği yetkilerini kullanmakta tereddüt etmeyecek bir katılıktaydı.
Yöneticisinin odasının kapısına geldi ve sağ kolundaki çelik bilekliği, kapının girişindeki güvenlik deliğine değdirdi. Üç kademeli cam kapının üzerinde yaşlı siyah kolluğun remi ve yetkileri belirdi. Cam kapı yeşil renge bürünür bürünmez açıldı ve içeri giriş izni almış oldu.
Yılda en az dört kere girdiği bu odadan korkardı hep. Sağ tarafta üç tane çelik levha vardı ve özel aydınlatmalarla ışıl ışıl tehditkâr bir şekilde odaya giren kişiyi karşılardı. Siyah kolluk istemsizce önce o levhalara baktı ve saygılı adımlarla yöneticisinin oturduğu tamamen camdan yapılma masasının başına doğru yürüdü. Odadaki tek cam eşya bu masaydı. Diğer her şey tamamen çelikti. Odanın sıcaklığı normalden en az beş derece daha soğuk olması ürkütücüydü.
Hiçbir insan yaşlı siyah kolluğun karşısında oturan yönetici kadar özgüvenli olamazdı. Bu kudret, karşısındaki insana saygıdan daha fazlasını emrediyordu. Ölümün bir canlıya ne kadar yakın olduğu gerçeği belki de ancak bu odada hayat buluyordu.
Yönetici herkesten yaşlı ve herkesten öfkeliymiş gibi bir yüz ifadesiyle siyah kolluğa bakarken, üzerindeki mavi üniformanın düğmesiyle oynuyordu. Siyah kolluk cam masanın tam önünde durdu ve başıyla saygılı bir selam vererek konuşması için izin bekledi.
Yöneticinin cam masasının üzerinde birçok hologram video oynuyordu ve bunların hepsi birkaç saat önce kaçan kadın ve ona yardım eden kırmızı kollukla ilgiliydi. Videoların yanlarında semboller ve garip fontlarda yazılar dönüyordu.
“Bu ilk değilmiş anlaşılan. Ben böylesine bir güvenlik açığının varlığından nasıl haberdar olmam? Bunu nasıl açıklayacaksın?” yönetici başını videodan kaldırmadan sakince konuşmuştu ama odadaki tüm çelikler şahittir ki, adamın kalbindeki öfke tüm dünyanın çeliğini eritecek sıcaklıktaydı.
Siyah kolluk konuşmadı.
“Üstelik benim yönettiğim bir tesiste bunların olması ne kadar kabul edilebilir?”
Siyah kolluk hala konuşmuyordu.
“Görülüyor ki, bu işi beceremiyorsun. Eğer birkaç saniye içinde bana mantıklı bir açıklama yapmazsan, şu ortadaki en sevdiğim çelik levha seni bekliyor olacak.” Eliyle girişteki çelik levhaları işaret etti. “Şimdi kısa ve öz konuş.”
“Bana yirmi dört saat verin efendim. Yerlerini biliyorum. Hepsini size getirmek için bizzat emirlerinizi bekliyorum. Daha sonra bu hatamın cezasını ödemeye hazırım.”
“Elbette ödeyeceksin.”
Yönetici önündeki videolara bakmayı sürdürdü. Odada hiçbir ses yoktu. Sadece soğuk solukların heyecan boyutları duyuluyordu.
“Sana istediğin süreyi vereceğim ama” yönetici önündeki cam masanın üzerindeki düğmelere hızla basarak bir şeyler yapmaya başladı. “Sen daha önce dış dünyaya çıktın mı?”
“Asla efendim.”
“Ben çıktım. Çok tehlikelidir.”
“Merak etmeyin ef…”
“Sözümü kesme!” yönetici kükredi. “Sana oranın tehlikeli olduğunu söylüyorum ve bilekliğine gereken yetkileri yüklediğim andan itibaren ölüm fermanını da imzalamış oldum. Eğer yirmi üç saat elli dakika sonra bu odaya o insanlarla girmezsen, seni öldürmeden önce torununu, gözlerinin önünde çelik levhalarda öldürürüm.”
Siyah kolluğun yüzü, üniformasından daha kararmıştı.
“Şimdi git ve geri gel.”
Yönetici son iki kelimenin üzerine tüm vücuduyla vurgu yapmış gibiydi.
“Geri gel!”
------*------
“Her şey bu kadar mükemmel olamaz ki oğlum” kadın oğluna sevgiyle gülümserken içindeki özlemin tadını çıkartıyordu. Oysa sorusundaki gerçek, endişesinin boyutunu vurgulamıştı.
“Mükemmel değil elbette. Bazı bedeller ödeyeceğiz anne. Sen bunları dert etme.” Üzerindeki kırmızı kolluk üniformasından arınmış gencin bakışları yemyeşil tabiatın üzerinde kederle dolaştı.
“Nasıl dert etmeyeyim oğlum?” ‘oğlum’ kelimesini vurgulu ve keyifli söylüyordu. O kadar ki, bu kelime ağzından çıktığı an aklında yüzlerce güzel düşünce dolanıyordu. “Peşimizi bırakırlar mı zannediyorsun?”
Ana oğul birlikte mis gibi kokan bir ormanın içinde yürüyüşe çıkmışlardı.
“Anne, her şey düşünüldü ve biz hazırız.”
“Neye hazırsınız?”
“Savaşmaya ama korkma bu bildiğin savaş değil. Biz silahlarla savaşmayacağız” genç durdu ve annesinin de durmasını işaret etti. “Şöyle etrafına bir bak anne. Hiçbir çelik görebiliyor musun? Hiç üniforma görebiliyor musun? Biz hayatı tekrar ilkel olarak yaşamayı kabul ettik ve soyutlandık. Bizim silahımız bu.”
Anne hiçbir şey anlayamamıştı doğal olarak. “Bu nasıl silah olabilir oğlum?”
Tekrar yürümeye başladıklarında, genç gülümseyerek annesinin boynuna kolunu sardı. “Sen bunları dert etme. Bu akşam siyah bir kolluk buraya gelecek ve bizi yakalamak için saldıracak.”
Kadın çığlığı bastı.
“Gördün mü? Bu tepki daha arınamadığın çağdaş yanının kalıntıları. Daha ilkel düşün.”
“Ne diyorsun oğlum sen? Biz siyah kolluklarla nasıl savaşacağız? Onlar anında bizi silerler.”
“O kadarda değil anne. Sen oğluna bir kez daha güven ve ilkelliğin tadını çıkar.”
Az ilerde bir dere göründü. Şırıltısı tüm dünyayı doldurmuş gibi, ana oğlun yüzlerindeki endişeyi silip süpürdü.
“Gel sana dereyi ve derenin etrafına kurduğumuz balık kapanlarını göstereyim.”
Kadın aklındaki karmaşanın üstesinden gelemiyordu ama yüreği mutlulukla atıyordu.
“Ben bu kadarını bile yaşadım ya, seni bir kez daha gördüm ya, gerisi umurumda değil.”
“Öyle konuşma anne. Burada mükemmel bir hayat kuracağız. Tabi bazı zorluklar yaşayacağız ama çelikten uzak olmamız yeterli.”
Derenin yanına vardıklarında gördüğü manzara karşısında kadının keyfi bir kez daha arttı. Derenin önüne tahtalardan mazgallar yapılmıştı ve balık yakalanıyordu. Üç dört kişi mazgalların etrafında yakalanan balıkları temizliyorlardı. Kadının gördüğü en dikkat çeken şey, herkesin yüzünün gülüyor olmasıydı.
“Ben bu kadar insanı buraya boş bir ümit için getirmedim anne. Akşam yanımda ol ve oğlunla gurur duy.”
“Ben seninle her zaman gurur duyuyorum.”
Genç gülümsedi ve balıkçıları selamlayarak onların yanına gitti.
----*----*----*-----*------*------*------*------*------*------**--------
   Yaşlı siyah kolluk bütün hazırlıklarını yapmıştı. Yüz otuz kişilik minik ordusuyla, kırmızı kolluğun kurduğu ilkel koloniye saldıracaktı. Onların silahsız olduklarını biliyordu ve bu görevi neredeyse tek başına yapabilecek durumdaydı ama bu küçük orduyu işini garantiye almak için götürüyordu.
Gerekli emirlerini verdi ve dış dünyaya adımını attı.
Ayaklarının altındaki yumuşak toprağı hissedince tahmininden çok şaşırdı. Arkasını döndü ve biraz önce çıktığı dev gibi çelik kapıya baktı. Kapı kapalıydı. Tuhaf bir dışlanmışlık hissetti. Şu an çok güçlüydü ve korkması için hiçbir sebep yoktu ama yöneticinin söylediği son söz aklında derin ve soğuk bir yara açmıştı.
“Geri gel!”
Neden gelmesin ki?
Siyah kolluk, ordusuna döndü. “Herkes aracına binsin. Biz önden gidiyoruz. Yarım saat sonra yerlerinizde olun ve benim emrimi bekleyin. Benim emrimin dışında bir ölüm gerçekleşirse, çelik levhalar sizi bekliyor olur.”
İki genç siyah kollukla birlikte hava aracına binen lider, diğer askerlerine baktı. Tüm askerler hayranlıkla etraflarına seyrediyorlardı. Canı sıkılmıştı ve yöneticinin ne anlatmaya çalıştığını anlamaya başlamıştı.
“Geri gel!”
‘Geri dönmeliyim’ diye düşündü.
----*----*-------*--------*----------*----------*-----------*--------*-------*-------
Terk edilmiş bir köyü andıran ilkel koloninin lideri olan eski kırmızı kolluklu genç, köyün girişinde hazır bir şekilde bekliyordu. Hemen ardında babası ve yakın akrabalarından oluşan bir heyet vardı. Diğerleri, gönüllü bir şekilde ilkel hayatı seçen kırmızı kolluk askerleriydi. Sayıları en fazla kırk beşti.
İlkel koloninin liderinin yüzü gülüyordu. Babasına döndü “asla endişelenmeyin ve bana güvenin” dedi. Hiç kimsenin güvenle ilgili bir sıkıntısı yoktu. Mutluydular ve bedelini ödemeye hazırdılar. Hiçbirinin üzerinde üniforma yoktu ve çelik levhaları andıracak eşya taşımıyorlardı.
Silahsızdılar.
Hava aracı az ilerideki düzlüğe indiğinde herkes dimdik bir şekilde olacakları bekledi.
Siyah kolluk araçtan indi. Koloni insanlarına şöyle bir baktıktan sonra, hiçbir tehdit görmeyince etrafı inceleyerek kalabalığa doğru yürüdü. Ardındaki tam silahlı iki siyah kollukta, tıpkı liderleri gibi etrafı inceliyordu. Derin bir soluk alarak havayı koklayan siyah lider, ilkel kolonin insanlarının yanına vardı.
“1441 kırmızı, sen ve bu kolonideki diğer tüm insanlar tutuklusunuz.”
“Benim ismim Volkan. Bana bu isimle seslenirseniz sevinirim.”
Siyah kolluk lideri cevap karşısında şaşırdı ve öfkelendi. Çelik levhaların olduğu dünyada, karşısındaki gencin lideriydi ve şu an emre itaatsizlik suçu işliyordu. “İsminin hiç önemi yok asker. İnsanlarını topla ve hazırlan.”
“Ne kadar güzel bir yer burası değil mi efendim?”
Yaşlı adam kaşlarını çattı ama istemsizce etrafına bakınma gafletinde bulundu. Yanındaki silahlı askerler zaten öyle yapıyorlardı.
“Lütfen etrafınıza bakının ve ilkelliğin kokusunu hissedin. Bunun için hiçbir bedel ödemenize gerek yok. Özgürsünüz.” Volkan gülümseyerek, insanın duygularını okşayıcı bir tonda konuşmuştu.
“Bu kadar yeter” siyah lider bir adım daha yaklaştı. “Sana bir emir verdim asker, uy ya da öl.”
“Burada hiç kimse emir almaz efendim.” Volkan geriye dönerek mutlu insanları gösterdi. “Buradaki insanların seçenekleri var.”
“Asker!” Yaşlı lider öfkelenmişti.
“Eğer isteseydiniz bize direk saldırabilirdiniz, bilekliğinizdeki emir de bu yöndedir zaten ama ben de size bir seçenek sunmak istiyorum.”
“Senin hiçbir şey sunmaya yetkin yok.”
“Hayır efendim var. Siz, bu seçeneği duymak istiyorsunuz. Burada herkesin bir seçeneği var. Ömrünüzde ilk kez bir seçenek sunulacak size, lütfen dinleyin. Hiçbir şey kaybetmezsiniz.”
Siyah lider durakladı. Gerçekten seçeneği duymak istiyordu. Fakat her hücresine işlemiş çelik levhalar kanunu bunu kabul etmiyordu.
“Lütfen seçeneğimi dinlemeyi kabul edin.”
Silahlı siyah kolluklar çoktan o seçeneği dinlemek için hazırdılar.
“Senin seçeneğini dinlemek istemiyorum. Derhal teslim olun, yoksa…”
“Efendim” Volkan karşısındakinin sözünü kesmekte hiçbir sakınca görmedi. Yüzü hala sevecen bir edayla gülümsüyordu. “Buradaki herkes kaderine razı. Size teslim olup çelik levhalarda ölmektense, burada özgürce ölmeye hazır. Ama siz, benim size sunacağım seçeneği dinlemezseniz, pişman olacaksınız.”
“Beni tehdit mi ediyorsun?”
“Hayır efendim ama tavsiye ediyorum.”
Diğer siyah kollukların söz hakkı olsa, kesinlikle seçeneği öğrenmek istediklerini belli eden bir yüz ifadeleri vardı. Zaten liderleri de bunu öğrenmek istiyordu. Yaşlı adam bir süre kendiyle savaşıyormuş gibi bekledi. Sağ kolundaki bilekliğe baktı.
“Bizi geri götürmenize yetecek zaman var daha efendim. Sadece bu kadar cesedi taşımanız için diğer askerlerinizi buraya çağırmanız gerekecek. Ama seçeneği dinlemelisiniz.”
Tecrübe acı bir ifadeyle ezilince, yaşlı bir yüzde bu denli karanlık bir iz bırakıyordu. Yardım istercesine geriye dönerek silahlı askerlerine baktı. Onların yüzündeki merakı görünce kararını vermişti.
“Peki, seçeneğini sun ama kısa ve öz olsun.”
Çelik levha ordusu konuşlandıkları yerlerde tüm konuşmayı dinliyorlardı. Hepsinin silahları kırk beş kişilik ilkel koloni insanına dönüktü ama tüm askerleri kalbinde bir arzu oluşmuştu. Bu arzuyu kendilerine bile söyleyemezlerdi fakat duymak için can atıyorlardı.
Volkan’ın annesi gururla oğluna bakıyordu. Hayatı artık bir anlam kazanmıştı. Özgürce ölmek bu kadar mı lezzetli olabilirdi. Kocasına dönerek onun bakışlarındaki gururu da görünce artık kalbi, bu kolonide ilk gözünü açtığında gördüğü kelebek gibi kanat çırpmaya başlamıştı.
Dış dünyada hayat kısa bir an durdu.
Volkan ellerini, üzerindeki özgür kıyafetlerine sildi ve siyah kolluk liderine, ömrünün en şefkatli ses tonuyla teklifini sundu.
“Bizimle kalın.”
İlkel hayat tekrar canlandı. Dere tekrar akmaya başladı. Özgür insanların yüzleri daha bir mutluydu artık. Kaderleri her ne olursa olsun, bu seçenek onları onurlandırdı.
“Bizimle kalın.”






Devam edecek.
Erol Çelik
13.Eylül.2012


.

1 Eylül 2012 Cumartesi

RÜYA AVCISI ( RESSAM BEDENLER )


     Merhaba.
     Benim adım Rüya Avcısı. Daha önce tanışmıştık.
     Kendimi bırakıp insanların rüyalarında dolaşıyorum. Şahıslar umurumda değil, ben onların hayalleriyle besleniyor, karanlık dünyalarında nefes alıyorum ve iştahıma uygun olanı yutup, aklımda sindiriyorum.
     Şimdi algılarımı temizleyip, kim bilir kimlerin rüyalarını yaşayacağım?
     Merhaba, içeri girebilir miyim?

     İnsanlar bilmedikleri bir hayatta daha yaşarlar. Bilmezler ama kırıntılarıyla mükâfatlandırılırlar. Eğer rüyalar âlemini benim yaşadığım gibi görebilseydiniz, gerçek zannettiğiniz hayatın aslında kocaman bir yalandan ibaret olduğunu anlardınız zzzzzz.
     Hak ettiğiniz hayatın aslında rüya diye adlandırdığınız âlemde yaşandığını, bu yaşantınızda anlayamayacaksınız. Siz sadece aklınızın yettiği kadarıyla yetinmek zorunda kalacaksınız. Eğer rüyaları benim gibi görebilseydiniz, muhakkak aklınızı kaybederdiniz.
     Şşşşş gerçek zannettiğiniz hayatta sadece bir ömür yaşarsınız ama rüyalarda binlerce ömrü istediğiniz an, istediğiniz uzunlukta ve istediğiniz şekilde yaşama lüksüne sahipsiniz.
     Ağır mı geldi?
     Tahmin ettim. Boş verin ve beni izlemeyi sürdürün. Ben sizin için zaten rüyalarınızı ziyaret ediyor ve size onlardan bir kırıntı sunuyorum.

     Şimdi kendimi bırakıp, tüm tecrübemle size enfes bir av sunacağım. Ben beslenirken siz beni seyredecek ve gerçekliğini aklınızın almayacağı bir dünyadan, bir damla hissedeceksiniz.

     Uuuuuu işte avımın kokusu burnuma ulaştı.
     
     Hasta bir kadın görüyorum, insanlar etrafına toplanmışlar ve ağlıyorlar. Kadın yüz yaşındaymış gibi çökmüş. Gözlerini açıyor ve elini gençten bir adama uzatıyor. Adam hızla annesi olacak kadının yanın geliyor ve kulağını ona eğiyor. Bir süre kadının yaşlı ve hastalıklı sesini dinliyor. Annesi sessizce oğlunun kulağına “canım çıkmıyor, bana yardımcı ol” diyor. Oğlu şaşkınlıkla başını kaldırıyor. Yüzüne acı bir şefkat çöküyor.  Diğerleri ne olduğunu soruyor ama o cevap vermiyor. Ne yapması gerektiğini bildiği halde, bunu nasıl yapacağını düşünecek zaman arıyor. 

     Oğul ayağa kalkıyor ve anasına dönüyor. Yaşlı kadın yalvaran gözlerle ona bakıyor. Odada nefes alan tüm mahlûklar ne olduğunu, kadının ne istediğini, aç bir merakla soruyorlar. Rrrrrr. Oğul aldırmıyor ve odadan kararlı bir şekilde çıkıyor.

     Size söylemek istediğim tam bu işte. Rüyaların, gerçek zannedilen hayattan daha engin olduğunu söylüyorum. Ama ben ne kadar uğraşsam da, bunu anlamak istemeniz gerek.

     Ağlaşan kadınları anlamıyorum. Yaşlı kadın ölmemiş ki, ölmemiş bir kadının yanında böyle ağlayanlar, o ölürse nasıl ağlarlar düşünemiyorum. Yaşlı kadının bitkin oğlu bir süre sonra, büyük bir boy aynasıyla giriyor içeriye.

     Ooooo ilginç bir rampa tırmanıyor rüya. Ne olacağını bilmemek en az rüya sahibi kadar beni de cezp ediyor.

     Yaşlı kadının etrafında vızıldayan kalabalık bir anda merakla uğuldanıyorlar. Bir boy aynası kimseye mantıklı gelmiyor. Sanki bu diyar mantığı kaldırabilirmiş gibi. Mantık safsatası sadece insanoğlunun yaşadığı yalan dünyanın bir zamkıdır. Mantık zavallı beyinlerin dizginidir. Rüyalar âleminde buna hiç ihtiyaç yoktur. Mmmmm burada sadece arzular ve hayal gücü vardır. Burada sadece yaşanabilirlik özgürce sunulur insana.
     Bu gece size çok fazla şey açıklıyorum. Umarım kimsenin akli dengesiyle oynamam.
     Boy aynasını yaşlı anasının yanına koyan adam, hızla odadan tekrar çıkıyor. Uzunca bir süre sonra genç adam, elinde tuval ve yağlı boya takımlarıyla içeri giriyor. Bütün malzemeyi yaşlı kadının yatağının yanına getiriyor.
     Ben bu rüyanın enfes olacağını söylemiş miydim?
     Kadın aynayı oğluna tutturuyor ve karşısına geçerek kendi resmini çiziyor. Oooooo. Gençlik resmi, ardından orta yaşlılık resmi ve sonunda yaşlılık resmi. Kadının yüzü gülüyor.
     Adam aynayı annesinin yanından alıyor ve odadaki başka bir kadına çeviriyor. Annesi önündeki tuvale o kadının resmini çiziyor. Rrrrrr resmi biten kadın yere yığılıp ölüyor. Adam aynayı bu sefer odadaki yaşlı bir adama çeviriyor. Annesi bu sefer önündeki tuvale o adamın resmini çiziyor ve adam da ölüyor.
     Devam.
     Odada çok fazla vızıldayan insan var. Yaşlı kadının oğlu boy aynasını odadaki tüm bedenlerin üzerine çeviriyor ve annesi bu bedenleri boyuyor. Sadece rüyalar âleminde olacak bir arzu yerine geliyor. Ölüm, karaktersiz bir sonla karşılaşmıyor.
     Yaşlı kadın oğlunu yanına çağırıyor “canımın çıkması için son bir beden resmetmem gerek bunu biliyorsun” diyor. Oğlu boynunu saygıyla eğiyor ve boy aynasını kendine çeviriyor.
     Bir anne, oğlunun sonu için, ömrünün en iyi renklerini kullanıyor.
     Sırf, canının çıkması için.
     Aaaaaa. Bu nasıl bir yaşanmışlık, bu nasıl bir rüya? Ben bile her gece bunlardan yaşadığım halde, hala bu enginliğe şaşırıyorsam, gerisini siz düşünün.
     Mantıktan arınmış bir yaşam için, bir başka gece görüşmek üzere.

     Daha fazla uzatmayacağım, çünkü sindirmem gereken bir lezzet var. Ben şimdi gidiyorum. Siz de gidin ve rüyalar görün. Ne görmeye çalıştığınıza karar vermeyin, ne görmeniz gerektiğinize bilinçaltınız karar versin. Ben böylesini daha çok severim.
     Ben sadece onları ziyaret ederim.

     Benim adım Rüya Avcısı, daha önce karşılaşmıştık.



Erol Çelik
02 Eylül 2012 Pazar



.